Güvenli Kentler Nedir?
Güvenli kentler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, LGBTQ+ bireyler gibi özellikle dezavantajlı gruplar olmak üzere günlük yaşamlarında korku ya da tehlike hissetmeden kamusal alanları kullanabildiği, aktif olarak sosyal hayata katılabildiği yerler olarak tanımlanmaktadır. Güvenli kent kavramı, insan hakları kapsamı içinde yer alan kentli haklarının bir parçasını oluşturmaktadır.
Kentler, nüfusunun hızla artmasına ve insan hareketlerine bağlı olarak sosyal kontrolün azaldığı mekânlara dönüşmektedir. Bu durum kentlerde topluma ve kente karşı işlenen suçların artmasına neden olmaktadır. Güvenli kent kavramı, 20. yüzyılda, örgütlenmiş toplumlar düzeyinde gelişmenin bir ölçütü olarak değerlendirilmektedir. 1960’lı yıllarda özellikle Batı’da kentsel planlama ve suç oranları arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmalarla dikkat çekmeye başlamıştır.
Kentte suçun engellenerek güvenli kentlerin oluşturulmasının önemi planlamada, kentsel politikalarda ve yeni tasarımlarda tartışılmaya başlanmış; küresel boyutta insan güvenliği, yerel kentsel tasarım ve yönetişimin içinde ciddi bir konu haline gelmiştir.Birleşmiş Milletler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, bu konuda önemli çalışmalar yapmakta ve kavramı daha geniş bir bağlama oturtmaya devam etmektedir. 2010 yılında Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin başlattığı “Güvenli Kentler Girişimi”, özellikle kadınlara yönelik şiddeti azaltmayı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele etmeyi amaçlayan kapsamlı bir program olarak öne çıkmıştır.
Sosyal, siyasal, ekonomik ve çevresel özellikleriyle ile bir bütün halinde olan kentlerdeki üretim ve tüketim süreci arasındaki adaletsiz dağılım, kentsel yaşamdaki yaşam kalitesini bozmakta; fırsat eşitliğinin sağlanmaması ve kentsel yaşam ilişkilerinin bozulması durumunda kentte suç oranları artmaktadır. Refah seviyesi birbirinden çok farklı bireylerin yaşadığı farklı kimliklere sahip heterojen yapılar ve ekonomik dengesizlikler sonucu suç oranlarının artışı kaçınılmaz hale gelmektedir.
Kentlerin fiziki özelliklerinin suç algısına olumlu veya olumsuz etkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla güvenli kent yaratmanın bir adımını da kentin tasarımı oluşturmaktadır. Tasarım yoluyla suçun önlenmesi yaklaşımı 1970’li yıllarla birlikte tartışılmaya başlanmıştır. 1990’lardan itibaren çevre psikolojisi alanında birçok çalışma tasarım yoluyla güvenliğin artırılması yaklaşımıyla alakalı araştırmaları devam ettirmiştir. Jane Jacobs, toplulukların birbirine güvenle bakabilmesi ve kamusal alanların sürekli olarak insanlar tarafından kullanılmasının suçları azaltabileceğini öne sürmüştür.
Güvenli kentler kavramını derinlemesine ele almak, kentsel mekânların sadece fiziksel güvenlik açısından değil, aynı zamanda toplumsal, psikolojik ve kültürel güvenlik bağlamında da değerlendirilmesini gerektirmektedir. Güvenli kentlerin yaratılmasının temelinde kentsel adaletin sağlanması, kent imkânlarından herkesin eşit ve adil olarak yararlanabilmesi gelmektedir.

İPA Stratejik Danışmanlık Anonim Şirketi
Adres: Basınköy Mah. Valilik Yolu Cad. İBB Hizmet Binaları Sitesi No: 2/1 İç Kapı No: 1 Bakırköy / İstanbul
Telefon: 0212 403 99 00 / 0212 245 99 00(Santral)
Copyright © 2025 | İstanbul Büyükşehir Belediyesi